MESUDİYE EMLAK

 

Muğla ilinin güneybatısında Gökova Körfezi ile Hisarönü Körfezi arasında Ege Denizi'ne doğru uzanan Datça Yarımadası havası, denizi, turistik tesisleri, başta Knidos antik kenti olmak üzere tarihi kalıntıları ve yerel özellikleri ile gezip görenlerin anılarından kolay kolay silinmeyecek bir beldedir.

Datça hemen hemen sıfır nem, yüksek oksijen çadırı olarak anılan birkaç yerden biri olma özelliğinin yanı sıra endemik bitki türleriyle de dünya ekosistemleri içinde seçkin bir yere sahiptir. Klasik Grek mitolojisinde de olağanüstü nitelikler taşıyan bir ülke olarak anılır. "Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse Datça Yarımadası 'na bırakırmış " der tarihçi Strabon...

 

 

Tarihle doğal güzellikleri iç içe yaşayabilirsiniz Datça'da. Renklerin en canlı tonlarıyla bezenmiş doğada binlerce yıl ötesine doğru gizemli bir yolculuğa çıkarken ayni zamanda sessizlikle bütünleşmiş maviyle yeşilin kucaklaştığı dantel gibi koyların güzelliği karşısında sonsuz huzuru tadabilir, katıksız mutluluğu yaşayabilirsiniz.

Binlerce yıl önceye dayanan tarihi, hala araştırılıyor. Oldukça fazla sayıda arkeolojik kalıntı barındıran yarımada, tarih boyunca önemli uygarlıklara yataklık etmiştir. Bunlardan en önemlisi Knidos antik kentidir. Yarımadada bulunan yakın döneme ait 28 kilise kalıntısı, bölgenin aynı zamanda mistik bir kökene sahip olduğunun kanıtıdır. Genel tarihini kısaca özetlersek; Antik çağda Knidos adıyla anılan Datça Kenti M.Ö. 7. y.y.'da Teselya bölgesinden gelen Dorlar tarafından kurulmuştur. Kent M.Ö. 6. Yüzyılda Lidya'lıların sonra da Pers'lerin egemenliği altına girmiş, bundan sonra sırasıyla M.Ö. 4. Yüzyılda Büyük İskender'in, M.Ö.120 yılında Roma İmparatorluğu'nun ve M.S.395 yılında Bizans İmparatorluğu'nun egemenliği altına girmiştir. Muğla ili 12. Yüzyılda Selçuklu İmparatorluğu'nun egemenliği altına girmiştir. Yine 12. Yüzyılda Osmanlı Devleti'nin, 15. Yüzyılda Menteşe Beyliği'nin ve 16. Y.y.da Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olmuştur. Büyük İskender döneminde nüfusu 60.000'i aşan Knidos'ta halk denizciliğin yanısıra bağcılık yapar, tahıl yetiştirir, şarap ve zeytinyağı gibi ürünleri Akdeniz limanlarında satardı.
 

 

Datça’da bulacaklarınız...
Çağların silemediği, zamanın solduramadığı güzelliğini sonsuza kadar koruyacak bir kent Knidos.
Knidos kentinin en ilginç yapısı Aphrodite Tapınağı. İnsan imgesinin düşünebildiği en güzel Aphrodite, sanat tarihinin ilk çıplak kadın heykeli Knidos Aphrodite'i.I.Ö. IV. Yüzyılda yaşayan Knidos’lu ünlü matematikçi ve astronom Eudoksos'un Güneş Saati. Mevsimleri ve saatleri gösteren bu saatin dünyada bir esi daha yok. I.Ö. 350-400'e tarihlenen Aslanlı Gömüt. Orijinali piramit şeklinde olan bu Dor gömütünün tepesinde 3 m. Uzunluğunda, 1.80 m. Yüksekliğinde bir aslan heykeli bulunuyormuş. 1 ton ağırlığındaki bu şahane aslan bugün British Museum'da. Antik cağda Knidos'a giden ticaret gemilerinin fırtınalı havalarda sığındıkları ve yüklerini boşalttıkları Körmen LimanıTaş Evleri, bahçe duvarlarından sarkan begonvillerin bir renk cümbüşüne dönüştürdüğü daracık sokakları, şair Can Yücel’in müze haline getirilen evi ile Datça'nın görülmeye değer yerlerinden biri Eski Datça. Ege Denizi ile Akdeniz'in bir arada görülebildiği tek yer, Balıkaşıran.

Ve doğal güzelliği ve temiz deniziyle tabi ki MESUDİYE....